Yemek yemek bir ayinse ibadet neden yasak?

14:20


Kış geldi ya, bana yine spor salonu yolları gözüktü. “Ne kadar ekmek o kadar köfte” kuralı, bir kez daha “ne kadar börek, o kadar mekik” kuralına dönüştü.

Hey güzel Allah’ım diyorum bazen içimden, can çeker, gönül ister ama neden yarattığın her güzel şey bünyeye eziyet eder? Çikolata… “fazlası zarar en iyisi bitter yiyin, o da bir parça!” İçki… “aman aman sadece kırmızı şarap, o da bir kadeh en fazla!” Hamurişi, kek, kurabiye…”yağ deposu, ömür törpüsü!” Makarna… “sossuz olursa, belki” Pilav… “lapadan lütfen” Alışveriş…”ayağını yorganına göre uzat!” E, hadi geriye bir tek aşk kaldı desen sobaya yapışan çıplak el misali, dokunanı yakıyor. O zaman da bana şu soruyu sormak düşüyor: “zevk bir ayinse, ibadet neden yasak?”

Floransa’da tek başıma gezerken bir gün, yorgunluktan bitap, ilk gördüğüm cafe’nin birine çöktüm. Baktım, şişmanca, etli butlu bir İtalyan kadını bir yandan elinde şarap karafı boşalan kadehlere içki koyuyor; bir yandan da müşterilerle şen kahkahalar eşliğinde çene çalıyor. Benim de, hayatımda belki en zayıf olduğum dönemlerden biri. Yüzünde kocaman bir gülümseme, masama doğru seyirtti. “küçük hanım ne yiyecekler?” Elimde kırmızı şarap kadehi, Mutlu mutlu gülümsedim. “Ben bir fesleğenli soğuk domates çorbası alayım, sinyorina” diye. Dememle birlikte, şişman sinyorinanın o kaba elinin sırtımda şaklaması bir oldu. “Bak, bak” dedi. “Şu hale bak, kemiklerin sayılıyor. (bana diyor bana... o sene 62 kg çeken bana!) Getirin oradan bir lasagnia” diye bağırdı. Gevrek gevrek de ekledi. “bedenini korkak alıştıran, sonunda kilosunu asla sabitleyemeyen bir korkak olup çıkar.”

Ya da şaşkınlıktan küçük dilini yutmuş olan ben, o anda öyle tercüme edebildim İtalyan Ümit Usta Hanım’ın, İtalyancaya çalan İngilizcesini… Sonraları uzun uzun düşünme fırsatı buldum bu vecize (!) üzerine… Acaba gerçekten yemek yemekten korktukça daha mı çok kilo alıyorduk, yoksa kilo almaktan koktukça, bir korkak haline gelip daha mı kolay kilo alıyorduk? Diyet yapmaktan, yetmedi spor yapmaktan, yetmedi 6’dan sonra hiçbir şey yememekten, o da yetmedi suyla yaşamaktan SI-KIL-DIM!

Bu konuyla ilgili her gün yeni bir şey okumaktan, eşin dostun hiç üşenmeden gönderdiği yeni moda diyetlerden, tabağımdaki tatlıdan bir çatal alıp bırakmaktan daha da çok SI-KIL-DIM!

Bu gidişle ya Osman Müftüoğlu ile evleneceğim, ya Taylan Kümeli’nin evine gündeliğe gideceğim ya da MUTLU BİR ŞİŞMAN olarak hayatımın geri kalanını Güney İtalya’da sürdüreceğim.

Tüm sevenlerime duyurulur!

You Might Also Like

0 yorum

About me

Like us on Facebook